Önceki pusulalarda Borsa İstanbul’un mayıs içinde 90.000 puanı ( temmuz sonuna kadar olan kesitte de 93.800 puanın ) test edebileceğini USD/TRL’de 2,50-2,55, EUR/TRL de 2,85-2,88 bandına kadar gerileme yaşanabileceğini düşündüğümü paylaşmıştım.

Beş hafta öncesine kadar 82.000 puanı geçemeyen BIST 100 endeksi geçen hafta içinde 88.651 puanı, iki hafta önce 2,70 üzerine demir atan USDTRL 2,56 seviyesini ve yine iki hafta önce 3,09 zirvesine ulaşan EURTRL ‘de 2,85 seviyesini test etti.

Haftanın ikinci yarısında borsada ibre aşağı döndü ve yedi işlem gününde % 7,4 yükselen endeks takip eden 3 günde bu primin % 43’ünü geri vererek 85.800 puana geriledi.

Euro, dolardan da yediği dayağın etkisi ile haftayı 2,86 ‘da tamamlarken yurtiçinde milyonların sevgilisi konumuna terfi eden USD yaralarının bir bölümünü sararak 2,60 ‘a yükseldi.

Bugün pusulada soru-cevap formatıyla yanıtı en çok merak edilen konulara ilişkin görüşlerimi paylaşacağım.

1-    Seçim öncesi iki haftada yurtiçi piyasalarda nasıl bir seyir yaşanabilir ?

Çok büyük bir değişiklik beklemiyor, Gerek Borsa İstanbul’un gerek döviz sepetinin 7 Haziranı cari seviyelere yakın değerlerde karşılayacağını tahmin ediyorum.

Önümüzdeki 2 haftalık kesitte 84.300 desteğini barikat yapma şansı olan BIST 100 endeksinde aşağı yönlü marjı 82.000 BIST Banka endeksinde 142.000 puan ile kısıtlı buluyor,

Borsada bu yönde bir geri çekilmenin gerçekleşmesi durumunda öncelik bankacılık sektörü olmak üzere alım fırsatı olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum.

USD/TRL’de ise 2,63 seviyesini 7 Haziran seçimlerine kadar olan kesitte yukarı yönlü atakları püskürtebilecek bir barikat olarak görüyor,

Bununla birlikte güçlü ABD verileri ile karşılaşılması durumunda EURUSD paritesinin 1,06 ile limitli bir geri çekilme yaşayabileceğini bu senaryonun da USDTRL’de geçici de olsa 2,70 - 2,71 bandına yönelime neden olabileceğini düşünüyorum.

2-    Genel seçimleri takiben hükümet kurulamaz ve seçimlerin yinelenmesi riski oluşursa dolar ne kadar yükselir, borsa ne kadar değer kaybedebilir, başka bir deyişle hisse senedi yatırımlarının potansiyel riski nedir ?

Kuşkusuz en büyük risk bu. Bırakın tek parti iktidarını, azınlık veya koalisyon hükümetinin dahi kurulamaması durumunda dolarda yükseliş borsada değer kaybının kaçınılmaz olduğu herkesin malumu.

Ancak genel konsensüsün aksine ben bu durumun dahi çok kontrolsüz bir fiyatlamaya neden olacağını sanmıyorum.

2015 yılında borsalar ( lokal para birimleri cinsinden ) ortalama % 13 değer kazanırken BIST seçim sonuçlarına yönelik belirsizlikler, ilk çeyrek öne çıkan faiz tartışmaları ve FED’in faiz artırım sürecinin yaklaşıyor olması nedenleri ile yerinde saydı.

Sırf 2015 de değil. Borsa İstanbul 2 yıldır yerinde sayıyor. Oysa diğer ülkelerde borsa endeksleri bu takvim diliminde ortalama % 30 değer artışı kaydettiler.

Ben bu iskontonun paraşüt olmaya devam edeceği ve olası negatif haber akışından Borsa İstanbul’un görece daha az hasar almasına yardımcı olacağı görüşündeyim.

Bu bağlamda da 7 haziran sonrası en çok oy alan partinin tek başına hükümeti kuracak sandalyeye sahip olamaması ve koalisyon veya azınlık hükümetine yönelik pazarlıkların keskin bir üslupla start alıp restleşmeleri beraberinde getirmesi durumunda,

BIST 100’de aşağı yönlü marjın 75.000 BIST Banka endeksinde 130.000 puan ile kısıtlı kalacağını USDTRL ‘de ise yukarı yönlü hareketin 2,85 ile limitli olacağını düşünüyorum.

Daha ötesi için seçim sonrası haftada da görüşmelerden bir sonuç çıkmaması ve seçimlerin yinelenmesi senaryosunun masaya gelmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu uç riskin realize olmasının yani yeniden sandık senaryosunun şansı nedir ? Bana sorarsanız onbinde 1.

Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına hükümeti kuramasa dahi azınlık veya koalisyon hükümeti için gereken desteği birkaç gün içinde sağlayacağını ve pazarlık sürecinin çok fazla uzamayacağını tahmin ediyorum.

Tek parti iktidarını sağlayacak parlamento aritmetiği ile karşılaşılamaması durumunda piyasalarda yaşanacak med cezirin boyutu büyük ölçüde seçim sonrası siyasi partilerin takınacağı tavra bağlı olacaktır.

Pazartesi sabahı liderlerin yapıcı bir üslubu benimsemesi ve sandıktan çıkan mesaja saygı duyacak, gereğini yapacağız türünde bir yaklaşımı benimsemesi piyasayı geçici med cezirlerden dahi korumaya yetebilir.

3-    Seçimleri takiben hükümet kurulur ve finansal piyasalara güven veren bir felsefe benimsenirse dolar ne kadar düşebilir, borsa ne kadar yükselebilir ?

İşte piyasaları en mutlu edecek senaryo. Eğer 5 Haziran tarihinde ABD ‘de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi flaş bir sürprize imza atmazsa bu sonuç borsa İstanbul’da temmuz sonuna kadar olan kesitte 93.800, USDTRL ‘de 2,43 EURTRL ‘de 2,70 yolculuğunun perdelerini aralamasına neden olabilir.

Ne yani hepsi bu mu ? Endeks zaten 85.800 olası en pozitif senaryoda borsanın sadece % 10 yükselmesi doların % 6 düşmesi az değil mi diyenler olabilir.

Belki bu parti % 2-3 daha ilave marj yakalayabilir ama FED fiyatlaması geride kalmadıkça ben ötesini beklemiyor, borsada 107.000, USDTRL’de 2,30 potansiyelinin FED çalkantısı geride kaldıktan sonraki perdeye ( yılın son çeyreği ) konu olabileceğini düşünüyorum.

Ya FED faiz artırımını yıl sonuna bırakırsa ? Bu konu demoklesin kılıcı gibi ufuktaki kötü haber özelliğini korudukça tüm gelişen ülkelerde pozitif atakları kısıtlamaya devam edecek, borsada 107.000 potansiyeli 120,000 puana yükselebilecekse de 2016 yılına ertelenecektir.

4-    Hükümet kurulur ama ekonomi yönetiminde radikal bir felsefe değişikliğine gidilir bu durum piyasaları yeni kuşkulara iterse dolar ve borsa ne olur ?

Ben bu senaryonun olasılığının düşük olduğu görüşündeyim. En azından FED ilk faiz artırımını gerçekleştirene kadar olan kesitte ( şunun şurasında 4-5 ay kaldı ) siyasi otoritenin yapıcı bir üslup benimseyeceğini ve bir felsefe değişikliğine gidilecekse de bunun ( dış ikliminde elverişli olacağını öngördüğüm ) 2016 yılının konusu olacağını tahmin ediyorum.

Çünkü eyvah FED faiz arttıracak çalkantısı ( ABD Merkez Bankasının resmen faiz artırım sürecini başlatmasını takiben ) geride kaldıktan sonra yurtdışında 1-1,5 yıl sürebilecek pozitif iklimin perdelerini aralayacağı görüşündeyim.

Gelişen ülkelere sermaye girişinin hızlanacağını tahmin ettiğim bu süreç ( 2016 ) Türkiye’de faiz tartışmalarının demode olmasını sağlayacak, başka bir deyişle TCMB faiz indirimine gidebileceği elverişli bir parkura kavuşacaktır.

Bu bakıma siyasal iktidarın 5-6 ay sabretmesi ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmak üzere beklemesi en akılcı seçenektir.

5-    Ya azınlık veya koalisyon hükümeti kurulursa ?

Binde bir oy farklarının bile büyük öneme sahip olduğu Fenerbahçe – Galatasaray maçı adrenalinini çağrıştıran bir seçime gidiyoruz. Koalisyon veya azınlık hükümeti senaryolarının da masadaki varlıklarını kabul etmeliyiz

Türkiye hükümetsiz kalmayacak, öyle ya da böyle bir hükümet kurulacaktır. Ancak bu tablo ülkenin bir yıl kadar sonra erken seçime gidebileceği kuşkularını beraberinde getirebileceği için asıl etkisi 2016 yılında borsada yukarı dövizde aşağı yönlü hareketi kısıtlayıcı yönde olacaktır.

Bu risk nasıl bertaraf edilebilir ? Hükümete güvenoyu veren siyasi parti liderleri kurulacak hükümetin seçim hükümeti olmayacağını ve bir sonraki seçimlerin normal zamanında ( 2019 ) gerçekleştirileceğini tereddüde yer vermeyecek biçimde ve kendilerini taahhüt altına sokarak kamuoyuna açıklarlarsa söz konusu dezavantaj da pekala bertaraf edilebilir.

6-    Seçim sonrasına yönelik en muhtemel senaryo & piyasa etkisi ne olabilir ?

Sürpriz senaryoları bir yana bırakırsak sırası ile Adalet ve Kalkınma Partisinin tek başına hükümeti kurması, HDP veya MHP destekli bir azınlık hükümeti kurması ve son seçenek olarak da MHP ile koalisyona gitmesinin masadaki seçenekler olduğu görüşündeyim.

Bir yıl kadar sonra seçimlerin yinelenmesine neden olabilecek bir şablonu piyasalar ve Türkiye ekonomisi adına dikkate alınması gerekecek en önemli risk olarak görüyorum.

ABD ekonomisinin canlanması ve bu durumun FED’i yılın sonuna doğru ( en erken eylül en geç aralık ayında ) faiz artırımına yöneltmesi gerek Türkiye gerek dünya geneli adına büyük bir avantaj.

İlk faiz artırımı gerçekleşemeden önce geleneksel bir çalkantı ile doların dünya genelinde % 10 kadar yükselmesi, gelişen ülke borsalarının % 10-15 değer kaybetmesi çok önemli değil.

Beklenti gerçekleştikten yani FED faizi arttırdıktan sonra borsalar kayıplarını fazlası ile geri alabilecek, dolar takip eden aylar içinde attığı golün fazlasını kendi kalesinde bulabilecektir.

Asıl endişe duymamız gereken şey ABD ekonomisinin yeniden resesyona girmesidir. Her canlanma dönemini yemek yiyen bir insanın sindirim gereksinimi gibi bir durgunluk perdesi izler.

İşte bu süreç dünyada dışsal iklimin uzun soluklu ( muhtemelen 1 – 1,5 yıl ) bir kış mevsimine dönüşmesini ve sorunlu ülkelerin ciddi güçlüklerle karşılaşmasını beraberinde getirecektir.

2017-2019 döneminin konusu olabileceğini tahmin ettiğim perdeye ülke olarak ayağı yere daha sağlam basan bir biçimde girmemiz ve ekonomimizde geride kalan 2 yılda oluşan fay hattının neden olabileceği tehditleri bertaraf etmemiz gerekiyor.

Bu bakıma ekonomik anlamda 7 Haziran seçimlerinin ve doğuracağı sonuçların pozitif veya negatif belki de asıl belirleyici olacağı resim 2018 Türkiye’si olacaktır.

Seçim sonuçlarının belli olmasını takiben 7 Haziran 2015 gecesi yayınlanacak bir sonraki pusulada görüşmek dileği ile…

Anlık – Günlük Değerlendirmeler

Her pazartesi saat 17:40’da haftanın açılışını değerlendirmek üzere TRT Türk’te Merve Kır’a konuk oluyorum. Genel stratejiye yönelik görüşlerimi pazar günleri BIG PARA ‘da yayınlanan köşe yazım pusula ile okurlara aktarırken, haber akışına bağlı anlık değerlendirmeleri ve günün içindeki seyre yönelik tahminlerimi twitter adresimde ( @eralkarayazici ) paylaşıyorum.

Eral KARAYAZICI ( Gedik Yatırım )

0



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

http://www.canliborsabist.comİLGİNİZİ ÇEKEBİLİR.. KAPAT